6 Temmuz 2010 Salı

Beklenen şarkı nihayet çalmaya başladı...

Herkese merhaba,

Uzun süredir girmekte ayak dirediğim blog alemine sonunda ben de daldım... (Thanx to Eray) Biraz tembellik, biraz üşengeçlik ve biraz da tembellikten ötürü bir türlü elim bir blog açmaya gitmiyordu. Bırakın açmayı, hali hazırda üç yıl önce açtığım ve içine bir harf bile yazmadan bekleyen sayfayı bile düzenlemiyordum... Ama artık benim de canıma tak etti, "bu atalet, bu tembellik nereye kadar be kadın" diyerek kolları sıvadım ve... here I am... 

Şimdi, olayın özüne gelicek olursak eğer, bu blog ne işe yarar?? Açıkçası her medyaya bulaşmış, bir iki karalaması bir yerlerde yayınlanmış, üç-beş artiz yüzü görmüş insan gibi ben de kendi çevremde müzik hakkında atıp tutmaktayım.

Çoğu zaman söylediklerimi, insanların ortaya koydukları iş için harcadıkları emek, hayal gücü, kan, ter ve gözyaşını düşünmeden yapmaktayım tabii ki... 

Ama bunları buraya taşımaya niyetim yok... -en azından belli bi okuyucu sayısını tutturana kadar- (şaka lan şaka)... Her ne kadar, çoğunluk bol sarımsaklı işkembelerinden atıp tutsa, boş atıp dolu yakalasa da, müzik "jamia"mızda genel bazı eksiklikler olduğu da aşikar. Aynı eksiklikler müzik "media"sında da mevcut... You scratch my back hesabı, genel bir "yıkama-yağlama-yalama" ilişkisi hakim...

Ragıp hocamın kulakları çınlasın, "gastecilik temas ve mesafe mesleğidir" cümlesini sık sık kullanır. İşte bu müzik medyasında bol bol temas var da, pek mesafe yok... Haliyle ortam biraz ısınıyo, ter kokusu, vıcık vıcık fln... İşte burası, tam da bu blog, serin rüzgarların estiği, kimseye sürtünmeden rahhaaaat rahat takılabilinicek bi alan olarak tasarlandı. 

Benim hiç bi kankam prodüktör, artiz, pr'cı vs değil... Reklamverenim de yok allaaamaşükür... yani göynünü hoş tutacağım kimsem yok. Buna rağmen kimseye kudurmuşçasına saldırmaya niyetim de yok, yanlış okumalara mahal vermeyelim ltfn. Benim tek niyetim, kimsenin üç kuruşluk çıkarları bozulmasın, o doymak bilmeyen deevvvv egoları incinip kırılmasın diye söylemeye cesaret edemediklerini burada açık yüreklilikle ve samimiyetle dile getirmek. "Sana ne ulan" derseniz de, tek isteğim gerçekten içi dolu, bişiler anlatan (bu bişeyden kastım kedime duyduğum yumiş yumiş hislerim bile olsa mesela) bişiler hissettirebilen müzikler dinlemek... Bu kadar da cefakar bi insanım işte...  

Ucuz hesapların peşine düşmeden müzik yapan herkesi seviyorum. "Ucuz hesap"tan kastım, "ticari kaygılar" klişesi de değil... Tamamen para kazanmak amaçlı da müzik yapılabileceğini düşünüyorum, ama onu da yapıcaksan tam yap be kardeşim... Ne biliyim bi şov yap, bi görsel bütünlük sağla, iyi iletişim kur, git bi şan dersi al vs... Neyse ilerleyen bölümlerde bu örnekleri ayrıntılarıyla inceliycizzzz.... 

Bu uzun giriş yazısı için kusura bakmayın, insan evde yanlız olunca canı sıkılıyor, yazdıkça yazıyor... ama siz zaten muhtemelen buraya kadar okumadınız... I love tembellik :))))

Dnz. 


* Coming soon: Zeytinli Rock Fest Vs Foça Rock Tatili.... 

4 yorum: